Babişko Brass Orkestrası Avm Performans Konserleri

Babişko Brass olarak 23 Ağustos saat 14 de Bakırköy Capacity Avm  Performans Konserinde sizlerle birlikte olacak… Konserimize İstanbul Halkını  davet ederiz.

Gelin Alma, gelin çıkarma, nişan , düğün, sürpriz doğum günleri, evlilik teklifleri, vaftiz töreni, açılışlar, davetler, sergiler ve her türlü müzikli organizasyonlarda sizlerle birlikte. Mutlaka teklif alınız . Özel günlerinizin daha güzel ve unutulmaz olması için arayınız. 05321552179

Penye İpten Halı Paspas Modelleri

Penye ipten yapılan paspaslar, halılar artık çok moda. Büyük markalar bile artık fason firmalara bu penye halıları ördürüyorlar. Ev hanımlarıda bu işi çok sevdi . Onlar içinde instagramdan hem hobi hemde gelir kaynağı oldu bu halılar. Sizler de bakarak rahatlıkla örebilirsiniz bu halıları.
Görseller internetten alıntıdır. Adresleri üzerinde yazmaktadır.

anne-sozleri

Hayırsız Evlat

İki erkek evladı olan bir anne olarak her zaman yaşadığım gibi buğünde evladımın tahammülsüzlüğüne maruz kaldım . Benim imtihanım biraz ağır. Anneye kıymet vermeyen, söz tanımayan, dinlemeyen , sevgisini hissettirmeyen bir oğlum var. Daha açık annesini sevmeyen . Bir kız çocuğu annesinden çok fedakarlık yaptığıma inanıyorum. Maddi ve manevi. Ama şimdi hiç birşey yapmamışım gibi davranıyor.

Düşünüyorum düşünüyorum böyle olmasına bir sebep bulamıyorum . Hangi hatamdan dolayı olabilir diyorum kendi kendime. Tek bir hata yaptım ilk çocuğumda oda annemin baskısına hayır diyemediğimden oldu. Babam ölünce Anneme hayır diyemediğim için 2,5 yaşında anneme bıraktım ve ilk okula başlayınca bizimle oldu. Kardeşiyle beraber oldun diye annemi zorla razı ettik. ama hayatta zindan oldu bana . Bir ay İstanbul’da bir ay eşimin yanında. Bir onlar geldi bir ben böyle sürdü hayatım. Hayır diyememek maalesef hastalığımmış çocuklarımada aynı oldu. Onlarda hayır diyemedim. 3 kez dövdüm saçma sapan parasızlık yüzünden. Hala vicdan azabı çekerim . Ben çok baskı görmeme rağmen anneme nefrette duymadım onu mutlu etmeye uğraştım yaşamı boyunca. Vefat edince boşluğa düştüm 2,5 sene de anca kabullendim. Kız çocuğu ile erler çocuğunun farkını bende yaşadım. Hala her namazda annem babam duamda. Hiçbir namazda es geçmeden. Bunlar biz daha dünyada iken görmüyor bizi ölünce akıllarına bile gelmez.

Düğün günü bile hüngür hüngür ağlattı. Hiçbir suçum yoktu. Düğündeki orkestra sorunundan. Bu olay beni çok yaraladı.

Bu hata benimmi evladınmı bilmiyorum. Ama yüreğim çokkk kırgın. Hep dua ediyorum iyiliği için ama gönlüm hep kırık. Bazen beddua ediyim Allah’ta sana senin gibi evlat versin diyecek oluyorum hemen töbe diyorum. Allah herkese hayırlı evlatlar versin inşallah🙏 Benim çocuklarıma ve herkesin evladına İyilikler güzellik ler nasip etsin🙏 Amin

İnternette bulduğum bir yazı

Erkek evladla ilgili olunca paylaşırım istedim

Zaman bazılarımız için yitip gidiyor. 
Büyükler yavaş yavaş elini eteğini çekiyor bu dünyadan. 
Onların gidişi öyle sıradan bir gidiş değil. 
Savundukları birçok değerleri de beraberinde götürüyorlar.
Mesela, o zamanın büyükleri hep “erkek evladının” olmasını isterdi. 
Nedense kız çocukları pek itibar görmezdi. 
Çünkü kız çocuğu gereksizdi! 
Başa belaydı! 
Oysa erkek evlat öyle miydi? 
Erkek evladın tırnağını, bin tane kız evlada değişmezlerdi. 
Erkek çocuk iktidar demekti. 
Erkek çocuk gurur demekti. 
Erkek çocuk soy sop demekti. 
Sonra ne oldu? 
Gel zaman git zaman oldu. 
Devir değişti. 
Erkek de değişti. 
Kız çocukları erkek, erkek çocukları da kız çocuğu oldu. 
Anne-baba için kız çocuğu hayırlı, erkek çocuğu ise hayırsız oldu. 
Şimdiki anne babalara bakıyorum, neredeyse kimse erkek çocuk istemiyor. 
Anne-baba, yaşlandıkları zaman kendilerini garanti altına almak istiyor.
İleriki zamanlarda bir bardak su verecek evlat istiyor. 
Eskiden çoğu anne için evladın erkeği ya da kızı olmazdı. 
Onlar için evlat, evlattı. 
Ama şimdiki babaların bir anda kızcı olmalarını anlamakta güçlük çekiyorum. 
Babalar, kendileri için güç olanı gördüler. 
İleride bu güçlüğü çıkaracak olanın da erkek evlat olduğunu öğrendiler.
Daha 15 yaşına bile gelmeden, erkek çocuklarının kendilerine dikleneceklerini biliyorlar. 
20 yaşına geldikleri vakit ise bir daha dönmemek üzere çekip gideceklerini de biliyorlar. 
“Oğlum hastayım. 
Gel beni doktora götür” dedikleri zaman, oğlundan şu cevabı alacağını da biliyorlar: 
“Hastalanmasaydın!” 
Ya da gelin olacak cadalozun elinde, oğlunun oyuncak olacağını da biliyorlar. 
Oğlunun üstünde artık “gelin kızın hükmünün” geçeceğini de biliyorlar. 
Belki bu yüzdendir, çevremdeki erkek arkadaşlarımın çoğu kız çocuğu istiyor. 
Çünkü kız çocuklarıyla aralarında bir duygusal ilişkinin olacağını da biliyorlar. 
Aynı zamanda bu ilişkinin bir ömür boyu süreceğini de. 
Nasıl olsa kız çocuğu evlenip gitse de bir gözü baba ocağında olacak. 
Oysa erkek evlat öyle mi? 
Artık bildiğimiz erkek çocukları, hayırlı evlatlar değil. 
Geçen gün bir erkek arkadaşım “Mevlid Kandili”ni kutlamak için annesiyle, kaynanasını telefonla aradı. 
Telefon konuşmasından, “annesiyle mi yoksa kaynanasıyla mı” konuştuğunu çok rahatlıkla anlıyorsunuz. 
Annesiyle konuşma şekli aynen şöyleydi: 
“Kandiliniz mübarek olsun anne. 
Tamam tamam kısa kes. 
Yine mi anne? 
Daha geçen gün para verdim. 
Bu paraları nerede harcıyorsunuz?” 
Kaynanasıyla da şu konuşmayı yaptı: 
“Selam anneciğim. 
Kandiliniz mübarek olsun. 
Akşama elinizi öpmeye geliriz. 
Akşama isteğiniz bir şey var mı? 
Tekrar elinizden öperim anneciğim.

Babacığıma da selam söyleyin.” 
İşte böyle sevgili okuyucularım. 
Sen bir anne-baba olarak o yaşa kadar büyüt, sonra el kadar değerin olmasın. 
Vallahi erkek çocuk olacağına, kız çocuğu olsun. 
Üstünde de borcun olsun!

Sinan Akyüz

Alıntı

Bebek Hırkası Modeli

Çok kullanışlı Renkli hırka modeli. Herkesin kolayca yapabileceği bir model. Bakarak bile çıkarabilirsiniz.
Sizde yaparsanız , Hayırlı güzel günlerde kullanılsın inşallah.

Öğrendim ki …

internetten alıntıdır.

Ogrendim ki… 
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsiniz. 
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, 
Gerisini karsi tarafa birakirsiniz. 
 
Ogrendim ki… 
Guveni gelistirmek yillar aliyor, 
Yikmak bir dakika. 
 
Ogrendim ki… 
Hayatinda nelere sahip oldugun degil 
Kiminle oldugun onemli. 
 
Ogrendim ki… 
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mumkun 
Ama sonrasi icin bir seyler bilmek gerek. 
 
Ogrendim ki… 
Kendini en iyilerle kiyaslamak degil 
Kendi en iyinle kiyaslamak sonuc getirir. 
 
Ogrendim ki… 
Insanlarin basina ne geldigi degil 
O durumda ne yaptiklari onemli. 
 
Ogrendim ki… 
Ne kadar kucuk dilimlersen dilimle 
Her isin iki yuzu var. 
 
Ogrendim ki… 
Olmak istedigim insan olabilmem 
Cok vakit aliyor. 
 
Ogrendim ki… 
Karsilik vermek 
Dusunmekten cok daha basit. 
 
Ogrendim ki… 
Butun sevdiklerinle iyi ayrilman gerek 
Hangisi son gorusme olacak bilemiyorsun. 
 
Ogrendim ki… 
‘Bittim’ dedigin andan itibaren 
Pilinin bitmesine daha cok var. 
 
Ogrendim ki… 
Sen tepkilerini kontrol edemezsen 
Tepkilerin hayatini kontrol eder. 
 
Ogrendim ki… 
Kahraman dedigimiz insanlar 
Bir sey yapilmasi gerektiginde 
Yapilmasi gerekeni 
Sartlar ne olursa olsun yapanlar. 
 
Ogrendim ki… 
Affetmeyi ogrenmek deneyerek oluyor. 
 
Ogrendim ki… 
Bazi insanlar sizi cok seviyor 
Ama bunu nasil gosterecegini bilemiyor. 
 
Ogrendim ki… 
Ne kadar ilgi ve ihtimam gosterseniz 
Bazilari hic karsilik vermiyor. 
 
Ogrendim ki… 
Para ucuz bir basari. 
 
Ogrendim ki… 
En iyi arkadasla sıkıcı an olmaz. 
 
Ogrendim ki… 
Dustugun anda seni tekmeleyecegini dusunduklerinden bazilari 
Kaldirmak icin elini uzatir. 
 
Ogrendim ki… 
Iki insan ayni seye bakip 
Tamamen farkli seyler gorebilir. 
 
Ogrendim ki… 
Asik olmanin ve aski yasamanin cok cesidi vardir. 
 
Ogrendim ki… 
Her sartta kendisiyle durust kalanlar 
Daha uzun yol yuruyor. 
 
 
Ogrendim ki… 
Hic tanimadigin insanlar, 
iki saat icinde, 
senin hayatini degistirir. 
 
Ogrendim ki… 
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatir. 
 
Ogrendim ki… 
Duvarda asili diplomalar 
Insani insan yapmaya yetmez. 
 
Ogrendim ki… 
Ask kelimesi ne kadar cok kullanilirsa, anlam yuku o kadar azalir. 
 
Ogrendim ki… 
Karsisindakini kirmamak ve inanclarini savunmak arasinda cizginin 
nereden gectigini bulmak zor. 
 
Ogrendim ki… 
Gercek arkadaslar arasina mesafe girmez. 
Gercek asklarin da! 
 
Ogrendim ki… 
Tecrubenin kac yasgunu partisi yasadiginizla ilgisi yok, 
Ne tur deneyimler yasadiginizla var. 
 
Ogrendim ki… 
Aile hep insanin yaninda olmuyor. 
Akrabaniz olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve guven ogrenebiliyorsunuz. 
Aile her zaman biyolojik degil. 
 
Ogrendim ki… 
Ne kadar yakin olursa olsunlar 
En iyi arkadaslar da ara sira uzebilir. 
Onlari affetmek gerekir. 
 
Ogrendim ki… 
Bazen baskalarini affetmek yetmiyor. 
Bazen insanin kendisini affedebilmesi gerekiyor. 
 
Ogrendim ki… 
Yureginiz ne kadar kan aglarsa aglasin 
Dunya sizin icin donmesini durdurmuyor. 
 
Ogrendim ki… 
Sartlar ve olaylar, 
Kim oldugumuzu etkilemis olabilir. 
Ama ne oldugumuzdan kendimiz sorumluyuz. 
 
Ogrendim ki… 
Iki kisi munakasa ediyorsa, 
Bu birbirlerini sevmedikleri anlamina gelmez. 
Etmemeleri de sevdikleri anlamina gelmez. 
 
Ogrendim ki… 
Her problem kendi icinde bir firsat saklar. 
Ve problem, firsatin yaninda cuce kalir. 
 
Ogrendim ki… 
Sevgiyi cabuk kaybediyorsun, pismanligin uzun yillar suruyor

Plazma enerjisi ile ameliyatsız göz estetiği tedavisi oldum.

Plexr uygulamasını artık duymayan çok az kişi kalmıştır diye düşünüyorum.  Dermatologların hemen hemen hepsinin tavsiye ettiği bir tedavi yöntem olarak karşımıza çıkan bir tedavi şeklidir.

en son teknoloji olarak üretilmiş olan plazma enerjisi   dermokozmetikbirçok  problemin yeni çözümüdür.

Plazma nedir ile başlayalım o zaman. Maddenin 4. hali olarak tanımlanıyor. Başka bir deyişle sıvılaştırılmış gaz olarak da söyleniyor. Plazma enerjisini kullanan bu sistem ne bir ultrason , ne bir lazer, ne bir koter, ne de bir radyofrekans cihazıdır. Çok özel küçücük uygulaması kolay bir cihazdır. Göz uygulamasında da özellikle çok güvenlidir. Islak olan yerde alet çalışmamaktadır. Buda ayrı bir güven katmaktadır cihaza.

Plazma cihazında , cihazın ucu elektriksel bir enerji üreterek deri ile cihaz arasında bulunan havadaki gazın iyonizasyonunu sağlar. Böylece plazma enerjisi nanometre boyutunda (milimetrenin milyonda biri) istenmeyen problemli cilt alanını anında iyonize ederek buharlaştırır.

Plazma tedavisinde  çevre dokulara zarar vermeden kontrollü çalışarak sadece istenilen deri alanına etki ederek 20 dakika ile bir saat arasında tedavi süresi olan bir işlemdir.  işlem sonrasında  ciltte hemen sıkılaşma, gerilme ve gençleştirme etkisini farkettirir. Gözlemlenir.

Hayat artık çok hızlı ve yoğun geçiyor . Çalışma şartlarımız koşuşturmamız çok fazla eskisi gibi değil bu yüzden bu yoğun ve hızlı bir yaşam koşuşturmasında her problemimizin en hızlı ve en kısa sürede çözüme ulaşmasını istiyoruz. ve bununyollarını arıyoruz. 

Plazma enerjisi artık bir çok  dermatolojik yada estetik probleme en kısa sürede etkili çözüm olmasından dolayı oldukça fazla tercih edilmekte bu yüzdende dikkat çekmeye başlamıştır.

Plazma Enerjisi hangi sorunlarda kullanılır . Neleri tedavi edebilir.

– Plazma enerjisi ile Üst Göz Kapağı Düşüklüğü,

– Plazma enerjisi ile Üst Göz Kapağı Kaldırma Tedavisi,

– Plazma enerjisi ile Göz Kapağı Yağ Bezesi Tedavisi,

– Plazma enerjisi ile Ameliyatsız Göz Kapağı Estetiği,

– Plazma enerjisi ile Ameliyatsız Göz Çevresi Estetiği,

–  Plazma enerjisi ile Alt Göz Kapağı Gevşekliği Tedavisi,

– Plazma enerjisi ile Alt Göz Kapağı ve Göz Çevresindeki Kırışıklıkların Tedavisi,

– Plazma enerjisi ile Dudak Üstünde Barkod yani sigara içme çizgilerinin Tedavisi,

– Plazma enerjisi ile Sivilce (akne) Çukurlarının izlerinin Tedavisi,

– Plazma ile Göz Kapağındaki Ksantelazma adı verilen yağ birikmelerinin Tedavisi,

– Plazma ile Keloid yani skar, izTedavisi,

– Plazma ile Kulak Önünde cilt fazlalığı ve Yanaktaki Kırışıklıkların Tedavileri,

– Plazma ile Karın Çatlaklarının Tedavisi,

– Plazma ile Siğil Tedavisi,

– Plazma ile Aktif Sivilce Tedavisi,

– Plazma ile Yüz Kırışıklıklarının ve Sarkmalarının Tedavisi,

– Plazma ile Alın Kırışıklıklarının Tedavisi,

– Plazma ile Boyun Kırışıklıklarının Tedavisi,

– Plazma ile Karında Göbek Çevresindeki Gevşek Derinin Sıkılaştırılması

yani bir çok yerde özellikle ciltteki kabarık bölgelerin yok edilmesinde kullanılıyor.

Bende yaptırdım plexr ile göz estetiği , tabiki benim cilt fazlalığım göz kapağı estetiği olacak kadar çok , ama ben ameliyat olmayı düşünmüyorum. Bana göre yaşlı birinde genç bir göz çok abes duruyor. Bu plekx ile daha doğal yaşıma uygun kırışıksız bir göz istiyorum sadece . Ama tabiki bu bir kaç seans gerekebilir benim için. ama otuzlu yaşlarda birisi için tek seans yeterli olur.

Ben aralık ayının 23 ün de yaptırdım. İyileşme sürecim;

  1. Gün ; Cuma Akşam üzeri tedaviyi oldum.  O akşam hafif sızı oldu. Ama doktorun verdiği göz damlası ve kremini kullandım. Gözümü dinlendirdim kapatarak. Erken yatarak.
  2. Gün ; Cumartesi günü Gözlerimin üstü ve altı oldukça fazla şiş , gözlerim çok akıyor bununla birlikte burnumda akıyor. Sanki nezle gibiyim. Gözlerimin üstü ve altı kahverengi kabuklanmış. Üzerine göz kremleri ve kapatıcı nemlendirici kullanıyorum. Sabah ve akşam pansuman yapıyorum önce temizliyor sonra doktorun verdiği krem ve damlaları kullanıyorum.
  3. Gün ; Pazar günü Gözlerimin hala şiş ama burun akıntım ve göz akıntım çok azaldı. Bugün banyo yaptım. Yine iki kez sabah ve akşam pansuman yaptım.
  4. Gün ; Pazartesi günü Göz üstü daha rahat, göz akıntısı bitti. Kabuklar azalmış. Sabah ve akşam pansuman yaptım çünkü kremleri sürerseniz rahatlıyor göz.
  5. Gün ; Salı günü Gözlerim daha rahat, yüzümü hafif hafif bastırmadan yıkıyorum artık. Yine sabah ve akşam pansuman yaptım. Göz içine damla bugün kullanmayı bıraktım. Bu güne kadar iki kutu damla bitirdim. Kremleride iki kutu kullandım.
  6. Gün ; Çarşamba günü artık normale döndü gözüm ama yinede göz üstüne altına doktorun verdiği göz kremini ve üzerine renkli nemlendiriciyi sürdüm. Sabah ve akşam tekrarladım.
  7. Gün ; Perşembe günü daha rahat gözlerim. Kremleri sadece bir kez kullandım. Daha az geriliyor derisi daha rahat çünkü.  artık çok belli olmuyor dışardan. Ama göz çevresinin koyu renkli kalmaması için renkli güneş koruyucuyu kullanmaya devam edeceğim.
  8. Gün ; Cuma günü tamamen iyileşti göz çevresinin derisi. Ama yinede ben gerilme hissettikçe sürdüm göz çevreme.

Bugünden sonra geceleri  göz çevreme çinko içeren renk açıcı bir krem sürdüm. Aşağıda ismini yazdım. Bir ay boyunca gece yatmadan kalın bir tabaka göz çevreme sürdüm ve yattım.

Oksizinc Krem Çinko Oksit  kremi.

buda doktorun ilk gün verdiği tedavi edici göz damlası , merhem ve renkli güneş kreminin yanında verdiği  kremlerdendi.

Ben bu tedaviden memnun kaldım. Ama üzgünüm ki ameliyatlık bir göze sahip olduğum için  sanırım iki kez daha yapılması gerekiyor.

Biraz uğraştırıcı olacak benim için. Benim yaşımda bu tedavi birkaç seans yapılması lazım.

Ben İstanbul kartaldaki A plus klinikte tedavi oldum.  Dr. Aslı ŞİMŞEK AZLAR  tarafından.

Çok ilgili güleryüzlü ve güvenilir bir doktor. Yıllardır aralıklarla gidiyorum kendisine.

Mükemmelci bir doktor ve orjinal ürünler kullanır. Bu çok önemli benim için herkes içinde önemli olmalı.

Günde 10 saat oturmak Yaklaşık 8 yıl yaşlandırıyor

 

Hareketsiz yaşantı  genlerimizi yaşlandırıyor. Günde yaklaşık 10 saat oturan ve haftalık 150 dakika aerobik egzersiz önerisini yerine getirmeyenlerin, biyolojik olarak 8 yıl daha yaşlandığına dikkat çeken uzmanlar, Yaşamınızı sağlıklı geçirmek, genlerinizi genç tutabilmek için harekete geçin önerisinde bulunuyor.

Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr.Defne Kaya, sağlık üzerinde çok önemli etkisi bulunan hareket ve egzersizin yaşlanmayı geciktirdiğini söyledi.

Eskiden günde 6 saat oturan kadınların üç saat oturanlara göre % 10 daha fazla kansere yatkın olduğunu biliyorduk. Ama yeni çalışmalar işin ciddiyetini biraz daha gözler önüne sermiş durumda diyen Doç. Dr. Defne Kaya, “Kanserin ötesinde otura otura genlerimizi yaşlandırıyoruz. Günde 10 saat oturan ve haftalık 150 dakika aerobik egzersiz önerisini yerine getirmeyenler, biyolojik olarak 8 yıl daha yaşlanmaktadır. Gerçek yaşımız ile biyolojik yaşımız her zaman aynı oranda ilerlemez. Bazen çok daha yaşlı bazen çok daha genç bir bedene sahip olabiliriz. İşte yapılan çalışmalar, hareketsiz yaşamın aslında genleri yaşlandırdığını göstermiş vaziyette” diye konuştu.

Telomerler de kısalıyor

Her bir DNA sarmalının ucunda bulunan telomerlerin hücrelerimiz her bölündüğünde sürekli kısaldığını belirten Doç.Dr. Defne Kaya, hareketsiz yaşamın telomer kısalmasını hızlandırdığımı ifade ederek şunları söyledi:

“Telomer, her bir DNA sarmalının ucunda bulunan ve kromozomları koruyan parçalardır. Tıpkı ayakkabı bağcıklarının ucundaki plastik parçalara benzerler. Vücudumuzdaki tüm hücrelerdeki DNA sarmallarının ucunda bulunurlar. Her hücrede 23 kromozom çifti olduğundan, her hücrenin 92 telomeri vardır. Hücrelerimiz bizi genç ve sağlıklı tutabilmek için her bölündüğünde, telomerler sürekli kısalır. Ayrıca telomer uzunluğu stres, sigara, obezite, egzersiz eksikliği, kötü beslenme alışkanlıklarının da katkısı ile daha da kısalır. Embriyonun ilk başlangıçta telomer uzunluğu 15 bin BP’dir. (BP:base pair-baz çift) Anne rahminde o kadar hızlı bir hücre bölünmesi ve çoğalması yaşanır ki bebek doğduğunda telomer uzunluğu 10 bin BP’e kadar düşer. Genellikle yaşlandığımızda telomer uzunluğumuz 3 bin – 4 bin BP’e kadar kısaldığında artık hücrelerimiz görev yapmayı bırakırlar. Tüm yaşamımız boyunca yaklaşık her biri 7 bin BP uzunluğunda telomerimiz vardır ve yaşam şekline bağlı olarak telomerlerimiz her yıl 50-200 BP kısalır. Eğer hareketsiz bir yaşamımız varsa, günde 10 saat oturuyorsak telomerlerimiz yılda ortalama 170 BP kısalmaya başlıyor.”

Hareketsiz yaşamın telomer kısalmasını hızlandırdığını, bunu da yaşanmamış 8 yıla karşılık geldiğini belirten Doç.Dr. Defne Kaya, “Yapılan çalışmalar uzun süre oturan, gün içinde hareketsiz kalan, haftada en az üç gün kalp ritmini artıracak (tempolu yürüyüş, koşu, bisiklete binme gibi) aktiviteleri yapmayan kişilerde, telomer boyunun aktif kişilere oranla oldukça kısa olduğunu göstermiştir” dedi.

Doç.Dr. Defne Kaya, telomer kısalmasını tetikleyen diğer faktörlerin kalp hastalıkları, diyabet, kanser, sigara tüketimi ve obezite olduğunu sözlerine ekledi.

Egzersiz sadece sağlık değil gençlik de veriyor

Gün içinde uzun süre sabit oturmak zorunda kalsa da günde en az 30 dakika tempolu yürüyüş yapan ya da egzersiz yapanlarda telomer kısalmasının normal sınırlarda bulunduğunu belirten Doç.Dr. Defne Kaya, şöyle konuştu:

“Bu da bizlere aslında çok önemli bir ipucu veriyor: Genç ve enerjimiz yerinde iken başlayacağımız egzersiz bizi sadece sağlıklı değil genç de tutacaktır. Arabada, iş yerinde, masa başında, televizyon ve ekran karşısında geçirdiğimiz zamana baktığımızda, 24 saatin 7 saatini uyuyarak geçirdiğimizi düşünürsek, geriye kalan 17 saatin sadece 1-2 saatini ayaklarımızın üstünde geçiriyoruz. Bunun da ne kadarında kalbimizin ritmi değişiyordur, tartışmalı. Erişkin ve genç bireylerin günde en az 10 saat sabit pozisyonda kaldığı bilgisi, bizleri, uzun süre oturmayı “yeni sigara benzeri tehlike” olarak sınıflandırmaya itmiştir. Hareketsiz yaşam Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada ölüme yol açan dördüncü önlenebilir felaket olarak sayılıyor. Haftada bir kaç kez günlük 30-45 dakika egzersiz yapan bir kişi geri kalan tüm zamanını oturarak geçiriyorsa hala sedanter (fiziksel aktivitenin minimum seviyede olduğu, hareketsiz yaşam tarzı) sayılmaktadır. Sabit pozisyonda uzun süre çalışıyorsanız, her 30 dakikada bir “2-3 dakika” ayağa kalkıp yürüyün. Ayrıca hiçbir şeye vakit bulamıyorsanız bile haftada 2-3 kez 30-40 dakika tempolu yürüyüş yapın. Sadece yürümek için çıkın. Yaşamınızı sağlıklı geçirmek, genlerinizi genç tutabilmek için harekete geçin.”

Tc Üsküdar Üniversitesi.

Hayirlicuma

Hayırlı Cumalar

İmamı Şafii’nin talebelerinden biri olan Yunus ile müzakere yaptığı bir meselede ihtilafa düşer. Öyle ki, talebesi öfkesinden dolayı dersi terk eder ve evine gider. Akşam olunca, Yunus kapısının çalındığını fark eder.
-“Kim o?” der.
Kapıdaki kişi,
-“İmamı Şafii.” der.
Yunus, kapıyı açar ve Imam Şafii’nin kapıda beklemekte olduğunu görür. Hocasının ayağına kadar gelmesine şaşırır.
İmam Şafii, kapıyı açan talebesi Yunus’a, ders niteliğinde şunları söyler:
-Ey Yunus, bizi birleştiren yüzlerce mesele dururken bir mesele mi bizi ayıracak?
-Ey Yunus, yaptığın ve üzerinden geçtiğin köprüleri yıkma! Bir gün o köprüden geri dönmen gerekebilir!
-Ey Yunus, hatadan nefret et, ama hataya düşenden nefret etme!.
-Bütün kalbinle günaha öfkelen, ama günahkara acı, ona merhamet göster!.
-Ey Yunus, sözü eleştir, ama sözü söyleyene saygı göster!.
-Ey Yunus, görevimiz hastalığı tedavi etmektir!. Hastayı yok etmek değil!.”

-Hayırlı cumalarHayirlicuma