Kategori arşivi: Anne ve çocuk

anne-sozleri

Hayırsız Evlat

İki erkek evladı olan bir anne olarak her zaman yaşadığım gibi buğünde evladımın tahammülsüzlüğüne maruz kaldım . Benim imtihanım biraz ağır. Anneye kıymet vermeyen, söz tanımayan, dinlemeyen , sevgisini hissettirmeyen bir oğlum var. Daha açık annesini sevmeyen . Bir kız çocuğu annesinden çok fedakarlık yaptığıma inanıyorum. Maddi ve manevi. Ama şimdi hiç birşey yapmamışım gibi davranıyor.

Düşünüyorum düşünüyorum böyle olmasına bir sebep bulamıyorum . Hangi hatamdan dolayı olabilir diyorum kendi kendime. Tek bir hata yaptım ilk çocuğumda oda annemin baskısına hayır diyemediğimden oldu. Babam ölünce Anneme hayır diyemediğim için 2,5 yaşında anneme bıraktım ve ilk okula başlayınca bizimle oldu. Kardeşiyle beraber oldun diye annemi zorla razı ettik. ama hayatta zindan oldu bana . Bir ay İstanbul’da bir ay eşimin yanında. Bir onlar geldi bir ben böyle sürdü hayatım. Hayır diyememek maalesef hastalığımmış çocuklarımada aynı oldu. Onlarda hayır diyemedim. 3 kez dövdüm saçma sapan parasızlık yüzünden. Hala vicdan azabı çekerim . Ben çok baskı görmeme rağmen anneme nefrette duymadım onu mutlu etmeye uğraştım yaşamı boyunca. Vefat edince boşluğa düştüm 2,5 sene de anca kabullendim. Kız çocuğu ile erler çocuğunun farkını bende yaşadım. Hala her namazda annem babam duamda. Hiçbir namazda es geçmeden. Bunlar biz daha dünyada iken görmüyor bizi ölünce akıllarına bile gelmez.

Düğün günü bile hüngür hüngür ağlattı. Hiçbir suçum yoktu. Düğündeki orkestra sorunundan. Bu olay beni çok yaraladı.

Bu hata benimmi evladınmı bilmiyorum. Ama yüreğim çokkk kırgın. Hep dua ediyorum iyiliği için ama gönlüm hep kırık. Bazen beddua ediyim Allah’ta sana senin gibi evlat versin diyecek oluyorum hemen töbe diyorum. Allah herkese hayırlı evlatlar versin inşallah🙏 Benim çocuklarıma ve herkesin evladına İyilikler güzellik ler nasip etsin🙏 Amin

İnternette bulduğum bir yazı

Erkek evladla ilgili olunca paylaşırım istedim

Zaman bazılarımız için yitip gidiyor. 
Büyükler yavaş yavaş elini eteğini çekiyor bu dünyadan. 
Onların gidişi öyle sıradan bir gidiş değil. 
Savundukları birçok değerleri de beraberinde götürüyorlar.
Mesela, o zamanın büyükleri hep “erkek evladının” olmasını isterdi. 
Nedense kız çocukları pek itibar görmezdi. 
Çünkü kız çocuğu gereksizdi! 
Başa belaydı! 
Oysa erkek evlat öyle miydi? 
Erkek evladın tırnağını, bin tane kız evlada değişmezlerdi. 
Erkek çocuk iktidar demekti. 
Erkek çocuk gurur demekti. 
Erkek çocuk soy sop demekti. 
Sonra ne oldu? 
Gel zaman git zaman oldu. 
Devir değişti. 
Erkek de değişti. 
Kız çocukları erkek, erkek çocukları da kız çocuğu oldu. 
Anne-baba için kız çocuğu hayırlı, erkek çocuğu ise hayırsız oldu. 
Şimdiki anne babalara bakıyorum, neredeyse kimse erkek çocuk istemiyor. 
Anne-baba, yaşlandıkları zaman kendilerini garanti altına almak istiyor.
İleriki zamanlarda bir bardak su verecek evlat istiyor. 
Eskiden çoğu anne için evladın erkeği ya da kızı olmazdı. 
Onlar için evlat, evlattı. 
Ama şimdiki babaların bir anda kızcı olmalarını anlamakta güçlük çekiyorum. 
Babalar, kendileri için güç olanı gördüler. 
İleride bu güçlüğü çıkaracak olanın da erkek evlat olduğunu öğrendiler.
Daha 15 yaşına bile gelmeden, erkek çocuklarının kendilerine dikleneceklerini biliyorlar. 
20 yaşına geldikleri vakit ise bir daha dönmemek üzere çekip gideceklerini de biliyorlar. 
“Oğlum hastayım. 
Gel beni doktora götür” dedikleri zaman, oğlundan şu cevabı alacağını da biliyorlar: 
“Hastalanmasaydın!” 
Ya da gelin olacak cadalozun elinde, oğlunun oyuncak olacağını da biliyorlar. 
Oğlunun üstünde artık “gelin kızın hükmünün” geçeceğini de biliyorlar. 
Belki bu yüzdendir, çevremdeki erkek arkadaşlarımın çoğu kız çocuğu istiyor. 
Çünkü kız çocuklarıyla aralarında bir duygusal ilişkinin olacağını da biliyorlar. 
Aynı zamanda bu ilişkinin bir ömür boyu süreceğini de. 
Nasıl olsa kız çocuğu evlenip gitse de bir gözü baba ocağında olacak. 
Oysa erkek evlat öyle mi? 
Artık bildiğimiz erkek çocukları, hayırlı evlatlar değil. 
Geçen gün bir erkek arkadaşım “Mevlid Kandili”ni kutlamak için annesiyle, kaynanasını telefonla aradı. 
Telefon konuşmasından, “annesiyle mi yoksa kaynanasıyla mı” konuştuğunu çok rahatlıkla anlıyorsunuz. 
Annesiyle konuşma şekli aynen şöyleydi: 
“Kandiliniz mübarek olsun anne. 
Tamam tamam kısa kes. 
Yine mi anne? 
Daha geçen gün para verdim. 
Bu paraları nerede harcıyorsunuz?” 
Kaynanasıyla da şu konuşmayı yaptı: 
“Selam anneciğim. 
Kandiliniz mübarek olsun. 
Akşama elinizi öpmeye geliriz. 
Akşama isteğiniz bir şey var mı? 
Tekrar elinizden öperim anneciğim.

Babacığıma da selam söyleyin.” 
İşte böyle sevgili okuyucularım. 
Sen bir anne-baba olarak o yaşa kadar büyüt, sonra el kadar değerin olmasın. 
Vallahi erkek çocuk olacağına, kız çocuğu olsun. 
Üstünde de borcun olsun!

Sinan Akyüz

Alıntı

Gebelikte Oluşan Çatlaklar Kabus Olmaktan Çıkıyor…

GEBELİKTE OLUŞAN ÇATLAKLAR KABUS OLMAKTAN ÇIKIYOR

Gebelerin yaklaşık 90’ında yaygın olarak görülen çatlaklar, hemen her kadının kabusu oluyor. Çatlaklar pembe ve mor renkte karın, belin yan kısımları, kalça ve uyluk ile meme etrafında oluşabiliyor. Çatlaklar eskidikçe sedef rengini alıyor ve genellikle kalıcı oluyor.

Çatlakların aşırı kilo almış, büyük bebek taşıyan kadınlarda daha çok görüldüğüne dikkat çeken Güven Çayyolu Sağlık Kampüsü Dermatoloji Bölümü’nden Uzman Dr. Cansel Köse Gürer , “Çatlaklar genellikle gebeliğin üçüncü trimesterinde; bebeğin en büyük olduğu zamanda hormonların da etkisiyle derinin gerilmesi sonucu ortaya çıkar. Ayrıca ailede gebelik çatlağı olma öyküsü de bu riski artırır” dedi.

“Piyasada çok çeşitli çatlak önleyici kremler mevcut. Çatlaklara yönelik hangi kremin kullanılacağına dair net bir fikir birliği maalesef yok. Organik içerikli kremler ve kakao, badem yağı gibi çeşitli yağların masajla birlikte uygulaması önerilmekte” açıklamasında bulunan Dr. Gürer, yapılan çalışmaların bu yöntemlerin her zaman başarılı olmadığını kanıtlar nitelikte olduğunu söyledi.

Oluşmuş, eski çatlakların pembe, kırmızı ve mor rengini sedef rengine bıraktığını belirten Dr. Gürer, “Oluşmuş ve eski çatlaklara vitamin A derivesi olan ‘Tretinoin’ içeren kremler kullanılabilir. Tretinoinin kollajen sentezini artırdığı düşünülmektedir. Ancak gebelikte ve emzirirken kullanılmamaktadır. Meyve asitleri ile yapılan peeling ve roller yöntemleri ile çatlaklar desteklenebilir. Daha az belirgin hale getirilebilir” dedi.

Lazer tedavileriyle çatlak tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar elde edildiğine dikkat çeken Dr. Gürer, “Fraksiyonel lazer sistemleri ile çatlak tedavisinde başarılı sonuçlar alınmaktadır. Er Yag, Karbondioksit lazer sistemleri ile kollajen ve elastin liflerin yeniden yapılanması sağlanarak çatlaklar tedavi edilebilir. PulseDye lazer sistemleri ile de kollajen uyarımı yapılarak çatlak tedavisi yapılmaktadır. Uzman doktor eşliğinde uygulanan lazer tedavileri, krem ve masaj uygulamalarının etki etmediği eski çatlakları sorun olmaktan çıkarabilir” açıklamasında bulundu.

DÜNYAYA ERKEN “MERHABA” DİYEN ÇOCUKLAR BULUŞUYOR

Yeni doğan bebek muhteşem

DÜNYAYA ERKEN “MERHABA” DİYEN ÇOCUKLAR BULUŞUYOR

Dünya Prematüre Günü’nde hayata erken “merhaba” diyen çocuklar, Medical Park Bahçelievler Hastanesi’nde düzenlenecek Aceleci Leylekler etkinliğinde bir araya geliyor.  Prematüre doğumlar konusunda farkındalık oluşturmak için 15 Kasım Salı günü düzenlenecek etkinlikte, prematüre doğumların artma nedenleri ele alınırken prematüre doğan çocukların aileleri deneyimlerini paylaşacak. Ardından prematüre bebeklerin ve ailelerin yaşadıkları süreçleri anlatan Aceleci Leylekler filminin gösterimi yapılacak.  Etkinlik boyunca çocuklar, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileri eşliğinde keçe kumaşından anneleri için el emeği hediyeler hazırlayacak.

Yer      : Medical Park Bahçelievler Hastanesi Toplantı Salonu

Tarih   : 15 Kasım 2016

Saat    : 12:00-14:00

LCV    : Sevilay Çoban – Contactplus / 0212 229 76 26 / sevilayc@contactplus.com.tr

 

Program akışı

12.00 –  12.30  İkram

12.30 –  12.35 Aceleci Leylek film gösterimi

12.35 –  12.50 Sözcülerin konuşması

12.50 –  13.00  Soru/ Cevap

13.00 –  13.30 Çocukların Marmara Üni. Takı Teknolojisi ve Tasarımı Bölümü öğrencileri eşliğinde, keçe kumaşından anneleri için hediyeler hazırlaması

13.30 –   Çocuklara rozet ve madalya takvimi/  “Cesur Yürekler” pastası kesilmesi ve toplu fotoğraf

13.40 –   Röportajlar

14.00 –   Kapanış

 

bella-b-foaming-yuz-yikama

Bella B Foaming Face Wach (köpüren yüz temizleyici)

bella-b-foaming-yuz-yikama

Bella B, ABD de  kadın hastalıkları (jinekologlar) doğum uzmanlarının önerdiği cilt ürünlerinin başında gelir. Organik bir içeriği vardır.

Bella B ürünleri:

Petrol, 

Lanolin,

Paraben ,

benzoil peroşide,

alpha hydroşy acid, 

salycitic acid  içermez.

Bella B Foaming Face Wash içeriğindeki  Özel çay ağacı yağı ve organik içeriği ile  hamilelik döneminde ve sonrasında görülen akne problemlerini minimize eder. 

Yüzünüzü nazikçe temizler. 

 

Bella B Foaming Face Wach temizleyici kullanan varmı?

anne-bebek

Kısırlık İle Beslenme Arasındaki İlişki?

Anne bebek

Son zamanlarda dış gebelik ve kısırlık sanki daha yaygınlaştı. Çok sık duyar oldum. Okuduğum bir çok kitapta ise hazır gıdaların içindeki katkı maddelerinin doğurganlığı azalttığı söyleniyor hatta yakın zamanda genç çiftler artık çocuk sahibi olmak için çok uğraşacak.  Diye yazıyor. Buda demekki gelecekte nüfus la ilgili de sorunlar çıkacak. Zaten insanlar fazla çocuğa karşılar artık. Bide kısırlık olduğunda düşünemiyorum bile. 

Son yıllarda yapılan bazı araştırmalar, günlük yaşantımızda yanlış beslenme alışkanlıkları ,  yetersiz beslenmenin kadınlarda yumurtlama sorununu , erkeklerde ise sperm eksikliğine neden olduğu nu söylüyorlar . Ve artık kesinlikle beslenmeyle doğurganlık arasında çok önemli bir ilişkinin olduğunu belirtiliyor. 

Bunu önlemek adına erkeklerin yapmaması gerekenler;

Dar iç çamaşırları giyilmemeli,

fazla kiloları varsa verilmeli,

Sigara , Alkol yada uyuşturucu  gibi zararlı maddelerden kurtulmalıdırlar,

Bisiklet kullanılmalıdır,

Aşırı egzersiz yapılmamalı,

Aşırı yağlı yiyeceklerden uzak durulmalı,  

Soya ürünleri kullanmamaları, 

Kızartma yemeleri,

Hamur işleri tüketmemeleri,

Adaçayı, semizotu, greyfurt tüketmemeleri,

Tuz kullanmamaları gerekmektedir.

Yapılması gerekenler;

Antioksidan destekler alınmalıdır, 

Badem, fındık gibi ürünleri tüketmeleri gerekir,

Çinko, demir destekleri almaları gerekir,

Polen, arısütü, kırmızı ginseng, saf bal tüketmeleri gerekir,

somon gibi deniz ürünleri tüketmeleri gerekir,

Kadınların kısırlığı önlemeleri için yapmamaları gerekenler;

Tabiki Alkon , sigara ve zararlı alışkanlıkların bırakılması,

Kafeinli içecekleri terk etmeleri gerekiyor,

Gazlı içecekler tüketmeleri gerekiyor, 

Hamur işi ve kızartmalardan uzak durmaları gerekiyor,

Kilo dengesini korumalılar,

Bolca yeşil yapraklı sebze tüketimi ne ağırlık vermeliler,

Koyu sarı ve turuncu renk meyve ve sebzeler hariç, meyve yi bolca tüketmeliler,

Baklagil tüketmeliler, 

Folikasit desteği alınmalı,

Organik bal ve saf arısütü, polen ve kırmızı ginseng almaları doğurganlıklarına katkı sağlayacaktır. 

 

 

 

Hamilelik Çatlaklarına Karşı Badem Yağı

Anne olmak dünyadaki bütün kadınların istediği arzu ettiği bir güzelliktir.  Anne olduktan sonra artık bir kadın kendi için yaşayamaz. Anne olduğu gün bu bitmiştir. Artık hep çocuğunun karnı, uykusu, altı , hastalığı , gülücükleriyle vakit geçer. Daha ilerki zamanda ise eğitimi, hobileri , alışverişi vs. yani artık rotayı çocuklar belirler.

Hamilelik döneminden sonra bu güzel duygunun beraberinde annenin aldığı kilolarıyla başı derde girer. Vücudunun şekli bozulmuş hayli kilo almış, Göğüsleri büyümüş, karnı çatlamış olur. Bütün bu olumsuzlukları yaşamamak için hamile kalır kalmaz vücuduna iyi bakmalı bir anne. Sporuyla kremleriyle bir bütün olarak komple bir bakımla vücudunu ihmal etmezse eğer. Doğumdan sonra vücudunu geri kazanmış olur.

Ben hamilelik dönemlerimde her gün badem yağı kullandım ve hiç çatlağım olmadı.  Her gece yatarken sürerdim.  Sabah kalktığımda ise geceliğimi çıkarır çıkarmaz sürer kıyafetlerimi öyle giyerdim. Gerçekten faydasını gördüm. Annem çok küçük anne olmuş ve hiç bişey sürmemiş ve karnı çok feci çatlak.

hamilelek çatlaklarına karşı

 

Süt Reflü ye Sebep Olabilirmi?

Diyet için gittiğim bir diyetisyen genellikle gece oturduğum için diyetimide ona göre yazmıştı. Gece 2 de Bir bardak süt vermişti. Ben üç ay yaptım bu diyeti. Hiç kilo veremedim. Belki benim metobolizmamdan dır diyeti yazan doktoru kötülemek değil maksadım. Bazen insanın bedeninde bilinmeyen bişey mani olur kilo vermesine.  Diyet yapılırken aslında bir kontrol yapılmalı vücut her yönden kontrol edilmeli.   Benim söylemek istediğim gece içtiğim sütün arkasından midemde olan yanmaydı.  Demekki benim mideme süt dokunuyor diye düşündüm. İçine bir kaşık bal atarak sürdümdüm içmeyi.  Şuan da sütü bazen nesfite katmam gerektiğinde çok ufak toz şeker serpiyorum.  Çok çok az.  O zaman dokunmadığını keşfettim.

Süt herkes için vazgeçilmez kalsiyum kaynağıdır.  Özellikle çocuklar ve menopoz sürecindeki kadınlar için mutlak tüketilmesi gerekir.  Tabi  fayda sağlarken zararıda olmasın diye aşağıdaki yazıda süt ile ilgili bilmediklerimizi öğrenelim.

Gastroloji Uzmanı Dr. Bülent Şengül, hatalı beslenme alışkanlıklarındaki ısrarın reflüye neden olduğunu belirtti. Reflünün, doğumdan başlayarak ölene kadar hemen herkesin başına gelebilecek bir sorun olduğunu belirten Uzm. Dr. Şengül, reflü-süt ilişkisine dikkat çekti. Sütün hazmı zor olan bir içecek olduğunu, bu özelliğinden dolayı yatmadan önce içilmesi halinde rahatsızlık verebileceğini kaydeden Uzm. Dr. Şengül şunları söyledi:


”
Anne babaları bu konuda uyarmak gerekiyor. Sütü mutlaka çocuklarına bol miktarda versinler, günde en az yarım litre tüketmelerini sağlasınlar. Ancak bunu yatmadan önce yapmasınlar. Gece yatmadan önce yenen her yemek mideyi rahatsız eder. Ancak sütün yapısı bakımından hazmı daha zordur. Gece içirilen süt reflüye davetiye çıkarır. Yatmadan en az 2 saat önce süt içirilmesini ve yemek yenilmesini sonlandırmak gerekir.

“


ÇOCUKLARDA REFLÜ BELİRTİLERİ


Anne babaların, çocukların şikayetlerine dikkat etmeleri gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Bülent Şengül, “Çocuk bulantıdan bahsediyorsa, yanmayı tarif ediyorsa, ağzına acı su geldiğini söyleyebiliyorsa, yatırınca öksürük atakları ile kalkıyorsa, sık sık ses kısıklığı yaşıyor, boğazında gıcıklanma var gibi davranıyor ve nefesi kokuyorsa reflüyü düşünmek lazım. Bu tür şikayetlerde pediatrik gastroentereloglara başvurulmalı” dedi.

REFLÜDE ARTIŞ VAR


Uzm. Dr. Bülent Şengül, reflü hastalığının beslenme konusunda yapılan hatalardan kaynaklandığını ve bu hatalarda ısrar edilmesi halinde hastalığın var olmaya devam edeceğini vurguladı. Reflünün son zamanlarda arttığına dikkat çeken Uzm. Dr. Şengül, “Hareketsiz yaşam, yağlardan zengin kalorili beslenme reflüye zemin hazırlıyor” diye konuştu. Yetişkinlerde görülen reflü hastalığında mide fıtığı denilen anatomik bir sorun olduğunu, eğer ameliyatla giderilirse reflünün kontrol altına alınabildiğini kaydeden Şengül, “Ancak büyük çoğunluğunda beslenmede yapılan hatalar var” dedi.