Kategori arşivi: Sağlık

Günde 10 saat oturmak Yaklaşık 8 yıl yaşlandırıyor

 

Hareketsiz yaşantı  genlerimizi yaşlandırıyor. Günde yaklaşık 10 saat oturan ve haftalık 150 dakika aerobik egzersiz önerisini yerine getirmeyenlerin, biyolojik olarak 8 yıl daha yaşlandığına dikkat çeken uzmanlar, Yaşamınızı sağlıklı geçirmek, genlerinizi genç tutabilmek için harekete geçin önerisinde bulunuyor.

Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr.Defne Kaya, sağlık üzerinde çok önemli etkisi bulunan hareket ve egzersizin yaşlanmayı geciktirdiğini söyledi.

Eskiden günde 6 saat oturan kadınların üç saat oturanlara göre % 10 daha fazla kansere yatkın olduğunu biliyorduk. Ama yeni çalışmalar işin ciddiyetini biraz daha gözler önüne sermiş durumda diyen Doç. Dr. Defne Kaya, “Kanserin ötesinde otura otura genlerimizi yaşlandırıyoruz. Günde 10 saat oturan ve haftalık 150 dakika aerobik egzersiz önerisini yerine getirmeyenler, biyolojik olarak 8 yıl daha yaşlanmaktadır. Gerçek yaşımız ile biyolojik yaşımız her zaman aynı oranda ilerlemez. Bazen çok daha yaşlı bazen çok daha genç bir bedene sahip olabiliriz. İşte yapılan çalışmalar, hareketsiz yaşamın aslında genleri yaşlandırdığını göstermiş vaziyette” diye konuştu.

Telomerler de kısalıyor

Her bir DNA sarmalının ucunda bulunan telomerlerin hücrelerimiz her bölündüğünde sürekli kısaldığını belirten Doç.Dr. Defne Kaya, hareketsiz yaşamın telomer kısalmasını hızlandırdığımı ifade ederek şunları söyledi:

“Telomer, her bir DNA sarmalının ucunda bulunan ve kromozomları koruyan parçalardır. Tıpkı ayakkabı bağcıklarının ucundaki plastik parçalara benzerler. Vücudumuzdaki tüm hücrelerdeki DNA sarmallarının ucunda bulunurlar. Her hücrede 23 kromozom çifti olduğundan, her hücrenin 92 telomeri vardır. Hücrelerimiz bizi genç ve sağlıklı tutabilmek için her bölündüğünde, telomerler sürekli kısalır. Ayrıca telomer uzunluğu stres, sigara, obezite, egzersiz eksikliği, kötü beslenme alışkanlıklarının da katkısı ile daha da kısalır. Embriyonun ilk başlangıçta telomer uzunluğu 15 bin BP’dir. (BP:base pair-baz çift) Anne rahminde o kadar hızlı bir hücre bölünmesi ve çoğalması yaşanır ki bebek doğduğunda telomer uzunluğu 10 bin BP’e kadar düşer. Genellikle yaşlandığımızda telomer uzunluğumuz 3 bin – 4 bin BP’e kadar kısaldığında artık hücrelerimiz görev yapmayı bırakırlar. Tüm yaşamımız boyunca yaklaşık her biri 7 bin BP uzunluğunda telomerimiz vardır ve yaşam şekline bağlı olarak telomerlerimiz her yıl 50-200 BP kısalır. Eğer hareketsiz bir yaşamımız varsa, günde 10 saat oturuyorsak telomerlerimiz yılda ortalama 170 BP kısalmaya başlıyor.”

Hareketsiz yaşamın telomer kısalmasını hızlandırdığını, bunu da yaşanmamış 8 yıla karşılık geldiğini belirten Doç.Dr. Defne Kaya, “Yapılan çalışmalar uzun süre oturan, gün içinde hareketsiz kalan, haftada en az üç gün kalp ritmini artıracak (tempolu yürüyüş, koşu, bisiklete binme gibi) aktiviteleri yapmayan kişilerde, telomer boyunun aktif kişilere oranla oldukça kısa olduğunu göstermiştir” dedi.

Doç.Dr. Defne Kaya, telomer kısalmasını tetikleyen diğer faktörlerin kalp hastalıkları, diyabet, kanser, sigara tüketimi ve obezite olduğunu sözlerine ekledi.

Egzersiz sadece sağlık değil gençlik de veriyor

Gün içinde uzun süre sabit oturmak zorunda kalsa da günde en az 30 dakika tempolu yürüyüş yapan ya da egzersiz yapanlarda telomer kısalmasının normal sınırlarda bulunduğunu belirten Doç.Dr. Defne Kaya, şöyle konuştu:

“Bu da bizlere aslında çok önemli bir ipucu veriyor: Genç ve enerjimiz yerinde iken başlayacağımız egzersiz bizi sadece sağlıklı değil genç de tutacaktır. Arabada, iş yerinde, masa başında, televizyon ve ekran karşısında geçirdiğimiz zamana baktığımızda, 24 saatin 7 saatini uyuyarak geçirdiğimizi düşünürsek, geriye kalan 17 saatin sadece 1-2 saatini ayaklarımızın üstünde geçiriyoruz. Bunun da ne kadarında kalbimizin ritmi değişiyordur, tartışmalı. Erişkin ve genç bireylerin günde en az 10 saat sabit pozisyonda kaldığı bilgisi, bizleri, uzun süre oturmayı “yeni sigara benzeri tehlike” olarak sınıflandırmaya itmiştir. Hareketsiz yaşam Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada ölüme yol açan dördüncü önlenebilir felaket olarak sayılıyor. Haftada bir kaç kez günlük 30-45 dakika egzersiz yapan bir kişi geri kalan tüm zamanını oturarak geçiriyorsa hala sedanter (fiziksel aktivitenin minimum seviyede olduğu, hareketsiz yaşam tarzı) sayılmaktadır. Sabit pozisyonda uzun süre çalışıyorsanız, her 30 dakikada bir “2-3 dakika” ayağa kalkıp yürüyün. Ayrıca hiçbir şeye vakit bulamıyorsanız bile haftada 2-3 kez 30-40 dakika tempolu yürüyüş yapın. Sadece yürümek için çıkın. Yaşamınızı sağlıklı geçirmek, genlerinizi genç tutabilmek için harekete geçin.”

Tc Üsküdar Üniversitesi.

DDF doktor’s dermatologic formula leke de büyük etki

IMG_3626

Eczanelerin sattığı güzel ürünlerden biridir bu marka.

Leke artık günümüzde Bir çok kişinin sorunudur güneşin yada bilgisayar yada bazı flarasanların zararlı ışınları hepimizde biraz iz bırakmak tadır ya da bir takım izler bırakmaktadır işte tam da bu noktada.

Leke de desen de güzeldir sıloganıyla piyasaya çıkmıştır . Ve sadece gözle görülür lekeler de değil, onların arkasındaki temel sorunlara yönelir ve onları tedavi eder. LKD etkisi kanıtlanmıştır .

Eczanelerde rahatlıkla bulabileceğiniz bu krem lekeli ciltler de evrim niteliğindedir .

www. rosspharma.com tr

sitesinden detaylı inceleyebilirsiniz ürünleri.

kullananlarınız varsa deneyimlerini yazarlarsa faydalı olur bu kremi alacaklarda.

Düşünce gücü yaşlanmayı durdurabilir mi?

Gerçekten son derece ilginç bir konu.

İnsanın düşüncelerinin bu denli önemli olduğunun bir başka kanıtı daha . Artık bunu kabul etsek gerçekten iyi olacak. Yoksa geç kalacağız.

Düşünceyle hastalıktan kurtulup mutlu olabiliriz. Yada mutsuz ve hastalıkla bir yaşam sürebiliriz. Daha neler neler. Düşüncemizi kontrol etmeyi öğrenmeliyiz.

Düşünce gücü yaşlanmayı durdurabilir mi?

Hipnozla vücut saatini sıfırla

Yaşlanmanın etkilerini hissediyor musunuz? Aynaya baktığınızda daha yaşlı birisiyle mi karşılaşıyorsunuz? Kendinizi yorgun hissediyor musunuz?

Düşünce gücüyle yaşlanma sürecini yavaşlatabilir veya ilerleyen saati geri çevirebilirsiniz. Anti-yaşlanma bu kadar basit olabilir mi? Cevap kesin olarak evet! Araştırmalar, hipnotik anti-yaşlanma düşünme teknikleri uygulayan kişilerin daha genç düşünmeye başladığını, daha genç hissettiğini ve genel olarak mutluluklarının kat kat arttığını gösteriyor.

30 YIL GİZLENEN ARAŞTIRMA

Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoterapist Mehmet Başkak, Harvard Üniversitesi’nde 1979 yılında Psikolog Ellen Langer tarafından yapılan ve sonuçları 30 yıl gizlenen araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi:

“Psikolog Langer, bir grup yaşlı erkeği “hatırlama haftası” olarak nitelendirdiği bir etkinlik için işe aldı. Onlara, yaşlanmayla ilgili bir çalışmaya katılacakları söylenmedi; onları 20 yıl geriye götürecek bir deney olduğu söylendi.

Psikolog Langer; bu insanların, zihinlerini 20 yıl geriye götürdüklerinde, bedenlerinde bir değişim olup olmayacağını incelemek istiyordu.

İnsanlar iki gruba ayrıldı. Ancak ilk grup (kontrol) 50’li yaşlardaki hayatı hatırlamakta iken, diğer grup zaman sıçraması yaşayacaktı. 50’li yıllardaki sahne dekoruyla çevrili olan deney grubunun, aslında 1959’da olduğu gibi davranması istenecekti.

O sırada film izlediler, müzik dinlediler ve Castro’nun Havana’ya geçişi ve NASA’nın uzaya gönderdiği uydu hakkında sanki bu olaylar şimdiki zamanda oluyormuşçasına tartışmalar yaptılar.

Langer, bu insanların zihinlerini kendi geçmiş hayatlarıyla bağlantılı bir ortama yerleştirerek, daha genç ve daha güçlü olabileceklerini düşündü.

Ayrıca Langer, deneye katılan insanların, sağlıklı bireyler gibi davranmaları konusunda da kararlıydı. Bu zaman yolculuğu, yaşlı insanlara yardımcı olacak herhangi bir alet veya sistemle donatılmadı. Deneye katılan insanlar kendi başlarının çaresine bakıyorlardı.

BİR AYAĞI ÇUKURDA DELİKANLILAR

Prof. Langer’ın “Benim ofisime geldiklerinde bir ayakları çukurda gibi görünüyordu” dediği erkekler, kısa bir zaman sonra kendi yemeklerini hazırlıyordu. Yetersiz biriymiş gibi ya da hastaymış gibi muamele görmüyorlardı.

Çok geçmeden oluşan fark gözlemlenebiliyordu. Gün geçtikçe daha hızlı yürüyor oldukları ve güvenlerinin arttığı fark edildi. Bir adam bastonları olmadan yürüyebileceğine karar vermişti bile.

Boston’a geri dönmek için otobüs bekledikleri sırada Prof Langer, adamlardan birine yakalama oyunu oynamak isteyip istemediğini sordu ve birkaç dakika içinde bu oyun doğaçlama bir şekilde Amerikan futboluna dönüştü.

Yapılan fizyolojik ölçümler mükemmeldi. Yürüyüşleri, becerileri, esneklikleri, hareket hızları, bilişsel yetenekleri ve hafızaları ölçülebilir şekilde gelişmişti.

Kan basınçları düştü ve daha da şaşırtıcı bir şekilde görme ve işitme yetileri daha iyi bir hale geldi. Her iki grup da iyileşme gösterdi, ancak deney grubu daha fazla ilerleme kaydetti.

Langer, bu erkeklerin zihinleri genç düşünmeye teşvik edildiği zaman bedenlerinin bunu izlediğini ve “daha genç” hale geldiğini düşünüyordu ve bunu kanıtladı.”

Ayrıntılı bilgi için:

Mehmet BAŞKAK

Uzman Klinik Psikolog

Twitter: @HiphozAkademisi

mehmet@mehmetbaskak.com

hipnozakademisi@gmail.com

Karamuk Dikeni Bitkisi Araştırılıyor?

Karamuk dikeni diyabete çare olacak mı?

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 2. Sınıf öğrencisi Yiğit Deveci’nin “Karamuk dikeni bitkisinin antidiyabetik etkisi” konulu projesi TÜBİTAK tarafından kabul edildi.

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 2. Sınıf öğrencisi Yiğit Deveci, karamuk dikeni bitkisinin diyabete etkisini araştıracak.

Proje danışmanı Yrd. Doç. Dr. Belkıs Atasever Arslan’ın desteğiyle TÜBİTAK’a başvuran Yiğit Deveci’nin “Karamuk dikeni bitkisinin antidiyabetik etkisini” araştıracağı proje kabul edildi.

Tip 2 diyabet ülkemizde en sık görülen kronik inflamatuar hastalıklardan biri olarak dikkat çekiyor. Bu hastalıkta vücutta insülin olmaması durumunda kanda yüksek düzeyde glikoz salgılanması veya vücudun insülini etkili bir biçimde kullanamadığı kronik bir inflamasyon meydana geliyor. Projede karamuk dikeni bitkisinin, pankreas hücrelerinde insülin üreten beta hücrelerinde, insülin geninin kontrol mekanizmaları üzerine etkisi araştırılacak. Aynı zamanda bu hücrelerde apoptozu engelleyici etkisine bakılacak.

Berberis crataegina – Karamuk dikeni, Türkiye’ye ve İran’a özgü olan 2 metreye kadar yükselebilen çok yıllık, çok dikenli sarı renk çiçekli bir çalıdır. Meyveleri önce kırmızı, olgunlaştıktan sonra siyah renk olur. Türkiye’de en geniş yayılımını İç Anadolu ve Batı Toros Dağları’nda yapar (Türkiye Bitkileri Veri Servisi, 2016). Ülkemizin Akdeniz bölgesinde halk arasında diyabete karşı suyunun içildiği bilinmektedir. Ancak bitkinin bu özelliği olduğunu moleküler düzeyde gösteren bilimsel bir çalışma bulunmamaktadır.

karamuk-bitkisi-kadıntuzluğu (2) karamuk-bitkisi-kadıntuzluğu (1)

Karamuk Bitkisi:

Kadın Tuzluğu-Berberis Vulgaris

Bu bitki halk arasında Kadın Tuzluğu,Karamuk ve Diken üzümü olarakta bilinir.Doğu Anadolu bölgelerimiz haricinde hemen her bölgemizde yabani olarak orman içlerinde,dağlarda yabani olarak ketişir.Çalı görünümlü ve 2-3 metre boylarındadır.Mayıs ve Haziran aylarında sarı renkte salkım şeklinde çiçek açar.Sonbaharda olgunlaşan meyveleri kırmızıdan siyah renge dönüşür.Yaban Mersini meyvesine benzer bir şekilde olan meyveleri ekşi tadda ve içi çekirdeklidir.

Kadın Tuzluğu-Berberis Vulgaris

.Bağırsak parazit ve şeritlerine,diş çürümelerine,adet sancıları ve düzensizliğine,kan dolaşımını düzene koymaya,yüksek tansiyona,menapoza,varise,kanı sulandırmaya,çıbanlara,kanlı ishale,iştahsızlık ve vücuda kuvvet vermeye faydalıdır.

Meyveleri olgunlaştıktan sonra taze taze yenir,kurutulup kompostosu yapılır,kaynatılıp suyu içilir.Çiçeği yaprağı ve kökü kaynatılarak suyu içilir.Lapası harici çıban ve urlara sarılır.

goz-alerjik

Besin İntolerans Testleri Besin Alerjisini Göstermiyor!

Basın Bülteni

Besin Alerjisi Testleri

Besin İntolerans Testleri Besin Alerjisini Göstermiyor

Besin intolerans testleri adı altında yapılan alerji testleri, besin alerjisini göstermiyor. Sadece hangi gıdaların fazla tüketildiği gösteriyor. Bu nedenle besin intolerans testlerinin alerji için yapılmasının yanlış olduğu belirtiliyor.

Besin Alerjileri hakkında açıklamalarda bulunan İstanbul Alerji Merkezi doktorlarından Çocuk Alerji ve Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Akçay, dünyadaki alerjik hastalıkların başında besin alerjisinin geldiğini ve her 13 çocuktan birinde görüldüğünü söyledi. Özellikle besin intoleransı testlerinin, besin alerjisini göstermediğine dikkat çekti. Besin intolerans testlerinin sadece hangi gıdaların fazla tüketildiğini belirttiğini, alerji için yanlış olduğunu sözlerine ekledi.

Prof. Dr. Ahmet Akçay ayrıca besin alerjilerine bağlı, hayati tehlike oluşturan, aniden gelişen ve bütün vücut fonksiyonlarını durduran Alerjik şok olarak adlandırılan “Anafilaksi”ye karşı anne babaları alerjik besinleri içeren gıdalar için ve çapraz reaksiyonlara karşı uyardı. Süt alerjisi varken tarhana çorbası içmenin, sütten yapılan yoğurt sebebiyle hastalığı tetiklediğine ve süte alerjisi olanların %90 çapraz reaksiyon nedeniyle keçi sütüne de alerji gelişebildiğine dikkat çekti. Ayrıca polen alerjisi olanlarda meyvelere karşı da çapraz reaksiyon olabileceğini belirtti.

Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Akçay, insanın hayatı boyunca yaklaşık 170 gıdaya karşı alerji yapma potansiyeli olduğunu, fakat en çok besin alerjisi yapan gıdaların başında süt, yumurta, soya, buğday, fındık fıstık gibi çerezlerin ve deniz ürünlerinin geldiğini söyledi. Prof. Dr. Akçay şöyle konuştu: “Besin alerjisi belirtilerden en sık görülenleri; besin aldıktan sonra ağız etrafında, yüzde ya da vücutta kızarıklık, kaşıntı, egzama olmasıdır. Çocuğunuzda egzama belirtileri varsa; yanaklarında kızarıklık veya kulak arakasında, boyunda, eklem yerlerinde kızarıklık, ciltte kuruluk gibi belirtilerle kendini gösterir ve besin alerjisi yönünden mutlaka incelenmesi gerekir. Çocuğunuzun vücudunda kaşıntılı kızarıklıklar var ve tekrarlıyorsa, ek gıdaya yeni başladınız ve beslendikten sonra 2 saat içinde dudak etrafında kızarıklık, dilde veya dudakta şişme oluyorsa besin alerjisi belirtilendendir. Kakasında kan görmüşseniz, sebebi bulunamayan kusmalar oluyorsa, tedaviye cevap vermeyen reflü varsa, sebebi bulunamayan kabızlık, şiddetli gaz ağrısı; 3 haftadan uzun süren ve 3 saatten daha uzun huzursuzluk, akciğerde sık tekrarlayan hırıltı, burun tıkanıklığı, burun akıntısı veya nefes sıkışması olmuşsa önemlidir. Besin alımından sonra alerjik şok dediğimiz vücutta ciddi kaşıntılı kızarıklık ve nefes sıkışması olmuşsa en önemli belirtileri arasındadır. Besin alerjisinden şüphelenmeniz için bu belirtilerin hepsi olmak zorunda değil. Belirtilerden bir tanesi bile besin alerjisinden şüphelenmek için yeterlidir. Çocuğunuzun zaten bir besine karşı alerjisi varsa diğer besinlere karşı da besin alerjisi gelişme riski yüksektir.”

Anne Sütüyle Beslenen Bebeklere Dikkat!

Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Akçay; emziren annelere, “Benim bebeğim sadece anne sütüyle besleniyor onda olmaz’ diye düşünmemek gerektiğini ve besin alerjisi belirtilerinin yalnızca anne sütüyle beslenen bebeklerde de görülebildiğine dikkat çekti. Alerjik gıdaların, annenin sütüyle bebeğe geçtiğini, böyle bir durumda anne sütünün kesilmediğini ama anneye diyet verdiklerini belirtti. Çünkü anne sütünün ilk 6 ay bebeğin alerjik hastalıklara yakalanma riskini 10 kat azalttığını vurguladı ve şöyle konuştu: “Bebeğinizde besin alerjisi belirtileri varsa teşhisinin konulması çok önemlidir. Teşhis konulmadan alerjiye neden olan besin alınmaya devam edilirse bebeğin hayatı tehlikeye sokulabilir. Bu nedenle besin alerjisi belirtilerini gözden kaçırmamak gerekir.”

Besin Alerjisi Teşhisi Çok önemli

Sıklıkla yapılan yanlış; çok hafif bir alerjiyle çok ciddi diyetlerin yapılmasıdır. Sadece alerji testi ile teşhis konulmamalıdır. Ayrıca alerji testinde alerji çıkmadan da gizli besin alerjisi olabilmektedir. Bu nedenle doğru teşhis için doğumdan 18 yaşına kadar olan çocuklarda çocuk alerji uzmanı, 18 yaşından büyüklerde yetişkin alerji uzmanlarınca teşhis konulması çok önemlidir.

Yaşlanmanın İlerlemesi Yavaşlatmak İçin Neler Yapılmalıdır?

Hücrelerimiz her zaman iyileşmeye ve yenilenmeye hazır, yaş ne olursa olsun. Araştırmalar, doğru şekilde egzersiz yapmanın yaşlı hücrelere de önemli derecede fayda sağladığını gösteriyor. Hatta yaşlı hücrelerin genç hücrelere kıyasla egzersize daha hızlı yanıt verdiği belirtiliyor.

Yani hiçbir şey için geç değil. 90 yaşındaki kadının sırtındaki kamburu yoga ile düzelterek artık tüm işlerini kendi başına yaptığını anlatan bu haberde olduğu gibi.

Yaşlılıkta egzersiz yapmak sağlıklı bir yaşlılık süreci için son derece önemli.  Yaşlanan hücrelerin egzersizle yenilenebileceğini belirten Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, yaşlılıkta egzersizin faydaları hakkında, “Bazı egzersiz programlarının yaşlanma sürecinde hücre yenilenmesini kısmen hızlandırdığı görülmüştür. Geçen yılların hücrede meydana getirdiği hasarların bazılarını geri döndürdüğünü göstermektedir. Biz fizyoterapistlerin her zaman dediği gibi aktivite insan bedeni için oldukça iyidir. Aynı zamanda egzersizin hücresel seviyede de oldukça faydalı olduğu görülmüştür. Bu konuda yapılan bir çalışmada kişilere farklı tarzlarda sporlar yaptırıldı. Ağırlıkla, bisikletle yapılan egzersiz çalışmaları sonrasında yapılan incelemede kişilerin kas kuvvetleri ve kan şekeri değerlerinde anlamlı bir düzelme görülmüştür” diyor.

Yaşlanmanın ilerlemesine müdahale edebiliriz

Bu araştırmada kaslara yapılan biyopsi sonuçlarının oldukça şaşırtıcı sonuçlar sunduğunu belirten Dr. Şenbursa, hücrelerin gen aktivasyonunun belirgin bir şekilde değiştiğinin görüldüğünü ifade ediyor, “Etkilenen genler mitokondrilerdeki enerji üretme kapasitesini artıyor. Aralıklı olarak egzersizlere devam eden kişilerde ise mitokondrilerin sayısı artmıştır. Aynı zamanda mitokondriler daha sağlıklı hale gelmiştir.”

Hücrelerin sağlığını koruyarak yaşlanmanın olumsuz etkilerle ilerlemesine müdahale edebilir, yaşlılık sürecini daha sağlıklı bireyler olarak yaşayabiliriz. Egzersiz ve doğru beslenme hücreleri korur, canlandırır ve hücrelere enerji verir. Bu durumda yaşlanma ve hücrelerin sağlığındaki gerileme düzeltilmiş olur. Egzersiz yapmak, yaşınız kaç olursa olsun, daha canlı ve enerjik bir hayat sürdürmenizi sağlar.

Alıntıdır.yasli-spor-yapan

17 Saatlik Oruç Süresi İçin Öneriler

Diyetisyen Emre Uzun tarafından hazırlanan ”17 Saatlik Oruç Süresi İçin Öneriler” konu başlıklı basın bültenini değerlendirmenize sunuyorum.

DİYETİSYEN EMRE UZUN’DAN

17 SAATLİK ORUÇ SÜRESİ İÇİN ÖNERİLER

Ramazan ayında vücudumuzun alıştığı tempodan farklılaşması üzerine dengesiz bir beslenme de eklenince; yorgunluk, unutkanlık, dikkatsizlik, dalgınlık, kabızlık gibi olumsuz sonuçlar gözleniyor. Bütün bunların yanı sıra en çok duyulan şikayetlerden biri ise kilo alımı. Diyetisyen Emre Uzun, 17 saatlik oruç süresini en iyi şekilde atlatmamız için önerilerde bulunuyor. Ayrıca 12 ipucu ile de kilo almaya engel oluyor.

Bu yıl ramazanın Temmuz ayına gelmesiyle 15 -17 saat besin alamıyoruz. Uzun süren açlık ise metabolizma hızını düşürüyor. Buna bir de geç saatte açılan ağır iftarlar da eklenince, kilo alımı diğer aylara oranla daha fazla hale gelir. Peki ne yapmalıyız? Diyetisyen Emre Uzun, ‘Normal yaşantımızda az az ama sık sık beslenme alışkanlığını Ramazan Ayı’na da uyarlamalıyız’ diyerek en önemli altın kuralı vurguluyor. Böylece kan şekerimizi mümkün olduğunca stabil tutmuş oluruz. Az az, sık beslenme kuralını ramazanda da uygulamak biraz daha zor. Eğer sahura kadar yatılmıyorsa bir ara öğün daha eklenebilir.

Diyetisyen Emre Uzun’dan Ramazanda kilo almamıza engel olacak 12 ipucu;

Yemekler iyice çiğnenip yenmeli, böylece daha erken bir tokluk hissedip az yemek tüketmiş olacaksınız.

Su alımına dikkat edilmeli , iftar ile sahur arası sık sık su tüketilmeli. Yine bu dönemde hazmı kolaylaştıran ıhlamur, rezene ,papatya gibi çayları şekersiz tüketebilirsiniz. İftar ile sahur arasında 1 adet maden suyu tüketilmesi ihtiyacımız olan mineralleri sağlamaya yardımcı olacaktır. Asitli içecekler yerine kompostoları veya sizi daha uzun süre tok tutup bağırsak fonksiyonlarımızda yardımcı olacak ayran, kefir gibi içecekleri tercih etmelisiniz.

Tatlı olarak tercihlerinizi yaz aylarına uyarlayarak daha az kalori alımını sağlayabilirsiniz. Örneğin 3 dilim baklava yiyerek alacağınız 430 kalori yerine 2 avuç kiraz tüketerek sadece 56 kalori alabilirsiniz. Yaz boyunca farklı meyvelerden faydalanmak size çeşitli vitamin kazanımı sağlayacaktır. Tatlı tercihlerinizi meyveden yana yapamıyorsanız şerbetli veya kalorili tatlılar yerine sütlü tatlılara yönelin.

İftar yemeğini biraz fazla yediyseniz tatlıyı 2 saat sonra yiyeceğiniz porsiyonunuz yarısını tercih ederek telafi edebilirsiniz.

İftarda mutlaka salatanızı hazırlayın. Bu durum sizin tok kalmanızı sağlayarak diğer besinleri az tüketmenizi sağlayacaktır. 1 tatlı kaşığı yağ ile hazırlanan salata vitamin alımı için yeterlidir. İlave edeceğiniz her 1 tatlı kaşığı yağ için 45 kalori fazladan alacağınız unutulmamalıdır.

Yine tükettiğiniz besinler kadar onları pişirirken uyguladığınız işlemler de sizin kalori alımınızı ve sağlığınızı etkileyebilir. Ramazan boyunca kızartma ve kavurma işlemleri yerine ızgara, fırın, haşlama veya buğulama yöntemlerini kullanabilirsiniz.

İftarı hurma ile açmak kan şekerimizi dengeli bir şekilde yükseltir. Ayrıca yüksek potasyum kalsiyum, magnezyum, fosfor minerallerine sahiptir. Fakat içerdiği yüksek kalori için miktarı sınırlandırmalısınız. İftarda 1 veya 2 adeti geçmeden tüketeceğiniz hurma size olumlu faydalar sağlayacaktır.

Özellikle sahurda ramazan pidesi tüketimi yerine kepekli, tam buğday veya çavdar ekmeğini tercih etmeniz hem daha uzun süre tokluk sağlayacak hem de alınan kaloriyi azaltacaktır. 1 bütün ramazan pidesinin yaklaşık 8 ince dilim ekmek içerdiği unutulmamalıdır.

Yemeklerin suyunu tüketmeyerek daha az kalori alımını sağlayacaksınız. Çünkü yemek suları yağ içermektedir.

İftardan sonra mümkün olduğunca hareketli bir yaşam tercih etmelisiniz. Özellikle iftarda fazla yemek yiyenler 2 saat sonra 30 dakikalık bir yürüyüşe çıkmalı.

Sahura kalkmayı mutlaka alışkanlık haline getirin böylece metabolizma hızınızdaki azalmanın önüne geçebilirsiniz.

Ramazanda bir başka önemli konu ise misafirlikler. Bazen o kalabalık sofralarda çok sayıda yemek seçeneği olur. Bu gibi durumlarda porsiyon kontrolüne gitmelisiniz. Yemek istediğiniz çeşit sayısı arttıkça porsiyonlarınızda küçültmelisiniz.

Diyetisyen Emre Uzun Hakkında:

2009 yılında Gazi üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünde lisans eğitimine başladı. Lisans eğitiminin 2. yılında Anadolu Üniversitesi Sağlık kurumları işletmeciliği eğitimine başladı. 2013 yılında üstün başarı ile mezun oldu. Aynı yıl olan 2013 yılında Gazi Üniversitesi sağlık bilimleri enstitüsinde Beslenme ve Diyetetik ana bilim dalında yüksek lisans eğitimine başladı.